DERĞAH KÜLTÜRÜ…

DERĞAH KÜLTÜRÜ…

Başarılı Doktoru Düziçi Kaptı…

Başarılı Doktoru Düziçi Kaptı…

BAY BADEM KURUYEMİŞ ÜRÜNLERİ MAĞAZASI KADİRLİ’DE AÇILDI

BAY BADEM KURUYEMİŞ ÜRÜNLERİ MAĞAZASI KADİRLİ’DE AÇILDI

İNTİKAM ..

İNTİKAM ..

Yağlı Tohumlar Araştırma Enstitüsüne yeni hizmet binası

Yağlı Tohumlar Araştırma Enstitüsüne yeni hizmet binası

YAĞMURU SESSİZLİĞİNLE ÇAĞIR …
    • 6 Ocak 2020 - 07:19:27

İnsan sükûneti yaşıyor. Sabır bitti. Reklamlar eskisi kadar zevk vermiyor. Vicdani alçalma karından tut göğse ve oradan da tüm bedene kadar uzandı. Dilce susuyoruz. Dünyanın yapısı iyice bozulurken deha ve kahinler bunun yanı sıra alimler katipler her telden çalıyor. Her insanın kafasında ütopik hayaller. Bazısı kendisini forbes dergisine satıyor bazısı mavi koltukta mevsimlerin değişmesini bekliyor.

Kaygısı olanlar da bir hayli fazla. Ölümünü düşünen insanlar, yolculuk boyunca marş söyleyerek yaltaklık yapan ahkâmlar, sefere çıkıp nara atan adamlar boyca ve gözce topraklara ulaşıyor. Seslerinin duyulduğunu sanıyorlar oysa sadece askılıkta porteleri kalıyor. Atlatan da oluyor bu durumu. Onlar güce erişiyor. Ülkenin bir kulu olarak her haneye huzur getirmek istiyorlar. Nüfus cüzdanında ne yazarda yazsın yardıma koşup temiz döşekler hediye etmek istiyorlar. Başarılı oluyor zaman zaman.

Fakat yine de dünya; aşk ve kaşığı karıştırıyor. Putların damarından kan aktığını sanıyorlar. Kafiyesiz binalarda, susuz sokaklarda, ateşsiz masalarda, zifir olan boykotlarda, cüzdanı yamalı pantolonlarda hayatın olağan aktığını düşünüyorlar. Yaşa erişenler, dönemi iyi bilenler, çağı iyi okuyanlar, hammaddesi insan olanlar da oluyor. Onlar sevginin gücüne inanıp mazeretsiz sabaha uyanıyorlar. Çabalıyorlar, hata payının hayatın lüksü olduğunu biliyorlar ve ütopik değil Ademoğlu olarak yazgısını yaşıyorlar.

Verem nedir diye soruyorlar? Kanser, virüs ya da hastalık… Nedir diyorlar? Envai çeşit kuduzlukla mücadele eden tarihini görmeyene insanlar bedensel öpücükle iyileşeceklerini sanıyorlar. Vadi tepe kaza kaza altın arıyorlar. Kuşların pençesinden medet umarak yarınların bayındır tasarımla sahneleneceğini farz ediyorlar. Oysa gökten düşenin yürekten de düşeceğini bilmiyorlar. Ve insanın insana muhtaç olduğunu bilenler taşınacak suyun nerden geçtiğini gösterip dünyaya sessizlikleriyle değil sessizlik çağında rehberlikleriyle yarar gösteriyorlar.
Sükûnet çağına geldik. Fakat elde ne var? Söyleyeyim; sanal uyuşturucu, ayrılık virüsü, ekonomik bunalım, sapkın zihniyet, bağı bozuk ilişkiler, dostsuz masalar, karlı havalar, yıkılan binalar, dağılan topraklar…
Keşke yağmuru sessizliğiyle çağıracak kadar güzel bir çağ olsaydı.- MUSTAFA KEMAL EVREN ÇİĞİL

  • UYARI
  • Sistem 2 Farklı Yöntemle IP Numaranızı Kayıt Altına Almaktadır. Yasal Durumlarda Bu Kayıtlar Yetkili Mercilere Tarafımızdan Verilecektir. Lütfen Yorumlarınızı Buna Dikkat Ederek Yazınız.
  • Yorumla

ANKET

Sitemi nasıl buldunuz?

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz