SUMBAS’TA MİNİBÜS TAKLA ATTI 1 YARALI

SUMBAS’TA MİNİBÜS TAKLA ATTI 1 YARALI

BASKAN TARHAN AŞILAMA VURGUSU YAPARAK TEDBİRLERİ ELDEN BIRAKMAYALIM DEDİ

BASKAN TARHAN AŞILAMA VURGUSU YAPARAK TEDBİRLERİ ELDEN BIRAKMAYALIM DEDİ

Başkan Tarhan’dan çalışmalarla ilgili önemli açıklama..

Başkan Tarhan’dan çalışmalarla ilgili önemli açıklama..

Yangın büyümeden söndürüldü

Yangın büyümeden söndürüldü

İYİLİĞİN MASUMİYETİNE GÖSTERİŞİN GÖLGESİ DÜŞMESİN…
    • 21 Nisan 2021 - 20:05:19


Çok iyi bildiğimiz bir siyasetçi sosyal medya hesabı twitterdan bir resim paylaşmış. Resim hakikaten ironik ve resme bakınca insanın içi burkuluyor. İnsan ister istemez bu resmi yayınlayan siyasetçinin amacının hoş olmayan, insanı inciten bu manzaraya dikkat çekmek istemiştir diye düşünüyor. Nedendir bilinmez bir süre sonra twitt kaldırılmış. Neden kaldırıldığı araştırılınca olayın arkasından siyasi bir algı operasyonu çıkıyor. O siyasetçi insanın içini burkan bu resmi çektirenin A partilileri olduğunu düşünüyor, amaç o partiyi küçük düşürmek, oysa işin aslı sonradan anlaşılıyor ki o resmi çektirenler kendisine yakın C partilileriymiş. Bu sefer de o parti zarar görmesin diye apar topar resmi sosyal medya hesabından kaldırıyor. Yani anlayacağınız olay tamamen siyasi bir algı oluşturmak üzerine kurulmuş. O siyasetçi yapılan davranışın yanlış olduğunu biliyor ve bu yanlış davranışı yapanlar siyaseten rakipleri olunca onları eleştirmekten çekinmiyor ama kendisine yakın gördükleri yapınca da görmemezlikten gelebiliyor. Bu gün yaşadığımız temel sıkıntı bu değil mi? Doğrunun ve yanlışın ne olduğunu bile bile olayları kendimize göre, menfaatimize göre yorumlamak. Doğrunun hatırı siyasi algılara kurban ediliyor.
Biz tekrar resme dönecek olursak, resim Ramazan kolisi dağıtımı ile ilgili. Malum Ramazan ayındayız. Ramazan ayı rahmet, bereket, mağfiret ayıdır. Arınma, yardımlaşma ayıdır. Fakir fukaranın hatırlandığı aydır. Bu vesile ile bir yardım kolisi hazırlanmış bahse konu resim de bu kolinin teslimi esnasında çekilmiş. Bu resimde yolun kenarında yılların yorgunluğu ile yıpranan dokunsak yıkılacak gibi duran bir ev var. Evin kapısı açık. Ramazan kolisi kapının ağzına bırakılmış. Ev sahibi kapının ağzında duruyor. Ev sahibinin etrafını, yardım paketini dağıtanlar sosyal mesafe kuralına dikkat ederek hilal şeklinde kuşatmışlar. Kadrajda yedi sekiz kişi görülüyor, hepsinin gözleri o garibanın üzerinde. O garibin o esnada ne düşündüğünü, ne hissettiğini bilemeyiz ama etrafını saran iyilik perileri hallerinden çok memnun görünüyorlar. Gerçekten niyetlerinin ne olduğunu bilemeyiz samimi ya da değiller ama manzaraya bakınca burunlarımıza buram buram reklam kokusu geliyor.
Sadece bu olay özelinde değil, yardımı hakkıyla yapanları istisna dışı tutmak kaydıyla, genel anlamda yardımlarda görünen manzara bu. Özellikle sosyal medyanın yaygın kullanımı ile birlikte iyilikler insanların gözünün içine sokula sokula yapılır hale geldi. İyiliği yapandan Allah razı olsun. İyiliğe aracı olanlarda bu şekilde bir yöntem izleyerek yani sosyal medyadan yayınlayarak, iyiliği yaygınlaştırmayı düşünüyor olabilirler. Haklılık payları var. Bu paylaşımların iyiliğin yaygınlaşması adına olumlu katkı sağladığı su götürmez bir gerçek. Bizim temel itiraz noktamız yardım kolilerinin önünde boy boy fotoğraf çekilmesine. Yardıma aracılık edenlerin o resimlerde gözükmesinin kişiye kişisel getirisi dışında iyilik adına bir katkısı olmaz. Hatta zararı bile olabilir. Kişiler ön plana çıkarılmaya başlanırsa kişilerin yaptığı hatalar genele mal olur o da fiile bir halel getirebilir. Biz fiil odaklı bir milletiz, faille işimiz olmaz. Önemli olan yapılan işin bizatihi kendisidir. İşi yapanın bizim için çok kıymeti yoktur, olmamalıdır. Yapan Allah rızası için yaptıysa Allah bilsin yeter.
Rivayet odur ki eskiden hali vakti yerinde, eli bol, gönlü bol iyiliksever bir ağa varmış. Ağanın çok güzel bir atı varmış. Herkes imrenerek seyredermiş, binmek isteyenleri de Ağa geri çevirmez, binmelerine izin verirmiş. İnsanların kalbinden geçeni bilemezsin ya, kötü niyetli birisi de atı çalmaya karar vermiş. Kaçırmak niyetiyle binmek için ağadan izin istemiş, ağada izin vermiş. Adam ata binmiş hızla uzaklaşmaya başlamış. Ağa anlamış ki adam atı çalıyor. Son bir umut adamın arkasından bağırmış: “O atı getirirsen sana yüz altın veririm.” Adam hata yaptığını anlamış, geri dönmüş: “Ağam, kusura bakma, altınları da istemiyorum, ama merak ediyorum. Bu at yüz altın etmez niye yüz altın vereceksin.” Ağa cevap vermiş: “Oğlum çaldığın sadece atım değil, yanında benim insanlara olan güvenimi de götürüyorsun.”
Bilerek ya da bilmeyerek o kadar çok kusur işliyoruz ki artık kimsenin kimseye güveni kalmadı. Güven bunalımı yaşıyoruz. İlişkiler samimiyetsiz. Kimin samimi, kimin gösteriş için iyilik yaptığını bilemez hale geldik. Yapılan iyiliklerden ziyade kişiler ön plana çıkmaya başladı. Eskiden olduğu gibi bugünde yardım faaliyetleri genellikle vakıflar ve dernekler üzerinden yürütülüyor. Kişiler ön plana çıkarıldığında onların yaptıkları hatalar yüzünden temsil ettikleri kurumlar, teşkilatlar zarar görüyor. Ama en önemlisi insanların birbirlerine olan güven duygusunu öldürüyoruz. Buna hakkımız yok. Önemli olan kendimizi geri çekip kurumları ön plana çıkarabilmektir. Kurumları, teşkilatları kişisel reklam aracı olarak kullanmamalıyız. İyiliğin masumiyetini gösterişin gölgesinde karanlığa mahkûm etmeye hakkımız yok.MEMDUH ERGİN-EĞİTİMCİ-YAZAR

  • UYARI
  • Sistem 2 Farklı Yöntemle IP Numaranızı Kayıt Altına Almaktadır. Yasal Durumlarda Bu Kayıtlar Yetkili Mercilere Tarafımızdan Verilecektir. Lütfen Yorumlarınızı Buna Dikkat Ederek Yazınız.
  • Yorumla

ANKET

Sitemi nasıl buldunuz?

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz