BELEDİYE HOPARLÖRÜN’DEN CENAZE İLANLARI 2. BİR EMRE KADAR YASAKLANDI

BELEDİYE HOPARLÖRÜN’DEN CENAZE İLANLARI 2. BİR EMRE KADAR YASAKLANDI

BAŞKAN TARHAN TURP HAVUZUNDA ÇALIŞAN KADINLARI UNUTMADI

BAŞKAN TARHAN TURP HAVUZUNDA ÇALIŞAN KADINLARI UNUTMADI

Kadirli’nin Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 101. Yıldönümü törenlerle kutlandı.

Kadirli’nin Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 101. Yıldönümü törenlerle kutlandı.

Vali Dr. Erdinç Yılmaz’ın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajı

Vali Dr. Erdinç Yılmaz’ın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajı

Kadirli’de uyuşturucu operasyonunda 9 şüpheli yakalandı

Kadirli’de uyuşturucu operasyonunda 9 şüpheli yakalandı

    • 23 Ocak 2021 - 07:38:00


Ak Sakallı ile yaptığımız sohbetler bizler için güzel anlamlar ifade ediyordu. Ak Sakallı anlattığı konularda, meseleleri gayet net ve anlaşılır anlatıyordu. Arada sesini yükselttiğinde biz anlıyorduk ki, Ak Sakallı mesajını veriyordu. İşte o zaman anlıyorduk ki, Ak Sakallı yüreği yangın yeri bir insandı.
Sevgi Derneğindeki sohbetlere bir müddet ara vermiştik. Bunun sebebi derneğin yeni adresine taşınma işlemlerinin uzun sürmesiydi. Yeni adresin bayağı bir tadilata ihtiyaca vardı. Tadilat işlerine bakan arkadaşımızın aniden ortaya çıkan rahatsızlığı ve elde olmayan sebepler hep üst üste gelmişti. Bu durumda ne yapabilirim diye düşünürken Cuma günü Ak Sakallıyı görmek bahanesiyle Cuma Namazını eda eylemek için Ala Camiye gitmeye karar verdim. Bu vesileyle hem birkaç haftadır gidemediğim Ala Camiye gidecek, hem de görebilirsem Ak Sakallıyı görecektim.
Cuma Namazına bir saatten fazla bir süre kala Ala Camiye gittim. Hükümet caddesinden Ala Cami tarafına döndüğümde Ala Cami girişinde Mahmut Hoca ile karşılaştık. Selamlaşmadan ve hâl hatır sorma faslından sonra kendisi bana sitemkâr bir şekilde,
-kardeş bizim Vakfı iyice unuttun, hiç gelmez oldun, bir sorun mu? Var dedi.
Bense hafifçe boynumu öne eğerek, estağfurullah hocam, haklısınız, mahcubum dedim.
İnşallah bu Salı akşamı sizi bir ziyaret edelim dedim. Lakin tek gelmem bilesin dedim. Mahmut Hoca hafif bir gülümseme ile, ne demek gardaşıma bak hele, kimle ya da kimlerle gelirsen gel başımızın üstünde yeriniz var, lütfen buyurun mutlaka bekleriz dedi.
Camiye birlikte girdik, benim gözüm Ak Sakallıyı arıyordu ki, Minberin dibinde usulca oturmuş, vaaz dinliyordu. Kendisi benim geldiğimi görmese de ben içimden sevindim.
Cuma Namazı çıkışında Ak Sakallıyı bekledim. Cami çıkışında beni görünce
-oooevladhoşgelmişsin, nerelerdesin, dedi, Cumalarımızı tebrik ettik, ben kendisine tam hikayeyi anlatıyordum ki, Metin Hoca, maşallah mübarekler gene bir araya gelmişsiniz ALLAH muhabbetinizi daim eylesin diyerek yanımıza geldi. Biz de amin dedik.
Ben Ak Sakallıya dönerek, Mübarek özledik sizi, bu hafta Salı akşamı yine güzel bir yere gideceğim, beraber gidelim ne dersiniz dedim. Ak Sakallı da peki şartlarımı biliyorsun, ona göre dedi. Bende efendim, ben önceden giderim durumu anlatırım, bu derneğin müdavimleri de güzel insanlar, hiç tasalanmayın dedim. Bu arada nereye geleceğiz evlad, ismini söylemedin deyince hakikaten Salı akşamı Ensar Vakfına gideceğimizi söylemediğim aklıma geldi mahcup oldum. Efendim hakkınızı helal ediniz lütfen, Bu Salı Ensar Vakfındayız dedim. Haa orasımı biliyorum orayı, inşallah geliriz dedi.
Salı Günü geldiğinde Mahmut Hocayı arayarak, hocam inşallah güzel bir misafirimle akşam Ensar Vakfında olacağız, tanıdığınızda memnun olacaksınız, lakin kendisinin bir şartı var. Eğer soru sorulursa ve kendisinin cevaplanması istenirse, sohbet ortamında telefon olsun istemiyor. Bunu bilmenizi isterim, birde kendisi soğuk bal şerbeti içmeyi sever. Eğer size zahmet olmazsa Polen Bal Evinden bal alıp soğuk bir şerbet yaparsanız sevinirim. Dedim. Mahmut hocam gayet anlayışlı bir şekilde, peki üstadım dediğin gibi olsun biz akşam namazı sonrası hazır olacağız, yalnız unutma misafir umduğunu değil bulduğunu yer, dedi. Haklı söze ne denirdi ki.
Salı akşamı akşam namazını Ensar Vakfına yakın bir camide eda eyledikten sonra, dosdoğru Ensar Vakfına gittim. Mahmut Hoca benden hızlıydı. O namaz çıkışı hemen gelmiş ben ise dostum Bülent Paşa ile konuşa konuşa Ensar Vakfına gelmiştim. Mahmut Hoca ise ev sahibi olarak hemen namaz çıkışı Vakfa gelmişti.
Vakit ilerlemeye başlayınca Ensar Vakfının müdavimleri birer birer geldiler. Gelen insanlar selamlaşıp hemen uygun bir yere oturuyorlardı. Derken kapıdan Ak Sakallının girdiğini gördüm. Ak Sakallı gözleriyle beni ararken Mahmut Hoca ev sahibi olarak, hoş geldiniz efendim, buyurun dedi. Ak Sakallı, Mahmut Hoca ve ben yan yana oturduk. Salonda küçük bir sessizlik oldu.
Mahmut Hoca ayağa kalkarak, arkadaşlar bugün aramızda güzel insanlardan bir insan var, kendisine hoş geldiniz diyorum. Kadirciğim biraz kendisinden yani Ak Sakallıdan bahsettiler, Vakfımıza hoş gelmişler dedi. Adet olduğu üzere Mahmut Hoca’dan başlayarak herkes kendini tanıttı. Sıra Ak Sakallıya geldiğinde, gençler ben de bir Ademoğlu, Gariban bir ademoğlu dedi. Bir anda ortalığı bir merak kaplamıştı. Ben Ak Sakallıya dönerek, güzel insan bakınız Sevgi derneğinde olduğu gibi bu güzel mekandada güzel insanlar var ve sizin sohbetinizden faydalanmak isterler, eğer uygun görürseniz ‘’İŞGAL ÜZERİNE” yaptığınız sohbetlerinize devam eder misiniz dedim. Ak Sakallı evet anlamında başını öne eğince, ben de hiç duraklamadan, efendim, ülke işgali ne demektir diyerek doğrudan Ak Sakallıya bir soru yönelttim.
AK Sakallı önce etrafını bir süzdü, sonra Mahmut Hoca’ya dönerek, Eğer başkanım uygun görürse bir iki kelam edelim dedi. Mahmut Hoca da, büyük bir memnuniyetle ne demek efendim buyurun dedi. Ak Sakallı. Her zaman yaptığı gibi geri doğru yaslandı. Ve konuşmaya başladı.
İşgal, tam anlamıyla; ekmek çalmadır, emek çalmadır. Bazen bilerek bazen bilmeden doğallığın doğal dengenin altüst edilmesidir.
Her işgalin bir amacı vardır. İşgalci, nadir vakalar dışında işgal ettiğibedeni, işgal ettiği alanı, işgal toprağı mahveder. Beden işgalleri dediğimiz de bir çırpıda aklımıza gelenler; bit, pire, virüs, takı, toka, cep telefonu, dövme ve benzeri işgaller, doğal dengeyi bozan işgal dediğimizde sanayileşme ile birlikte gelen işgaller, beton işgalleri, fabrika ve fabrika ürünleri atıkları, sigara atıkları, tükürükler, önlenebilir ve önlenemeyen çöpler, metal atıkları, defnedilmeyen cesetler veya leşler diyelim ve şu anda aklıma gelmeyen birçokişgal, en büyük işgal ise ekmek çalma işgalidir gençler, yani bir ülkenin işgal edilmesi. Bir ülkenin işgal edilmesini ve işgal sırası ve sonrasında yaşananları ise kısaca anlatmak istiyorum
Evet Ülkelerin işgali aslında ekmek işgalidir, yanlış anlamayın ve farklı yönlere çekmeyin. Bu ekmek yediğimiz ekmek’tir. Ülke işgallerinde birinci amaç, işgal edilen ülkenin ekmeğinin elinden alınmasıdır. Sonrada zihinlerinin, bedenlerinin, tarihlerinin, medeniyetlerinin, kültürlerinin işgali. İşgalci o kadar acımasızdır ki, hedefine ulaşmak için her şeyi kendine Mübah sayar. İşlediği cinayette yaşa, başa, kadına, erkeğe, siyasi görüşe, satılık ve kendi devşirmesi olmasına bakmaz. İşgalciye göre işgal edilen yerdeki tüm insanlar aynıdır. İşgalci medeni, işgal edilen barbar, işgalci, demokrasi taraftarı işgal edilen zorba. İşgalciden daha kötü kim olabilir.
İşgal edilen memleketlerde namustan, hayâdan, vatandan, tarihten, ibadetten söz edilemez. İşgalci, işgal etti yere, her şeyi yıkmak, yok etmek, ileride yetişecek nesilleri ise kendisine köle etmek için gelir. Haçlının işgal anlayışı böyledir. Bu zihniyet yüzyıllardır böyle yapmıştır. İşgalci hep kötü iz bırakır.
Faydalı işgallere de bir iki örnek vereyim, sonbaharda dökülen ağaç yaprakları, insan ve hayvan hayatını idame ettirmek için kullanılan takılar, sakın bu takıları moda diye takılan takılar ile karıştırmayın
Gençler Oysa bizim medeniyetimizde işgal yoktur, Dinlere, Çocuklara, yaşlılara, kadınlara dokunmamak vardır. Çevreyi imar ve iskan vardır.
Bizim medeniyetimizde imar ve insan vardır. Biz işgalci değiliz, biz imarcıyız, biz insanı herşeyin önüne koyan, insan odaklı bir medeniyetin müdavimleriyiz. Bizim sahnemizde, öncelik hep insan olmuştur.
Ak Sakallı yine mesajını net olarak vermişti. Geri yaslandı sustu, herkes de bir suskunluk içerisindeydi, Sukûneti bozan genç bir kardeşimizin elinde işlemeli bakır bir tepsi içerisinde sürahi ve cam bardaklarla bal şerbeti getirmesi bozdu. Hay Maşallah dedim hay maşallah.

  • UYARI
  • Sistem 2 Farklı Yöntemle IP Numaranızı Kayıt Altına Almaktadır. Yasal Durumlarda Bu Kayıtlar Yetkili Mercilere Tarafımızdan Verilecektir. Lütfen Yorumlarınızı Buna Dikkat Ederek Yazınız.
  • Yorumla

ANKET

Sitemi nasıl buldunuz?

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz