EMNİYETTE BİR HAFTA 13 ŞÜPHELİ’NİN 4’Ü TUTUKLANDI

EMNİYETTE BİR HAFTA 13 ŞÜPHELİ’NİN 4’Ü TUTUKLANDI

KADİRLİ’DE ŞEHİT ÖĞRETMENLER PARKI AÇILDI

KADİRLİ’DE ŞEHİT ÖĞRETMENLER PARKI AÇILDI

Kadınlar Salon Hokeyi Süper Lig 1. Etap müsabakaları başladı 

Kadınlar Salon Hokeyi Süper Lig 1. Etap müsabakaları başladı 

Kaza yapan sürücülere trafik eğitimi verildi

Kaza yapan sürücülere trafik eğitimi verildi

    • 23 Aralık 2020 - 07:33:09


Sevgi Derneğinin Salı Buluşmaları artık heyecanla bekleniyordu. Ak Sakallının gelişi, derneğe farklı bir hava getirmiş, sokakta karşılaştığımız dernek üyeleri de Salı buluşmalarında ne ya da neler konuşulmalı konusunda fikir beyan ediyorlar, bu yeni misafirden memnuniyetlerini belirtiyorlardı.
Salı günü akşam saatlerinde Polen Bal Evine uğradım. Amacım Cihat usta ile arıların dünyası üzerine konuşmaktı. Fakat Cihat Usta işyerinde yoktu. Sorduğumda, kendisinin sonbahar dolayısı ile arıların bakımı için, Kadirli tarihinde önemli bir yeri olan Karatepe köyüne gittiğini öğrendim. Biliyordum ki, yaklaşan kış mevsimi dolayısıyla Arılar yaylalardan getirilmişti. Tıpkı konar göçerler gibi Arılar da bin bir çiçekli yaylalardan iklimin ılıman olduğu yada başka bir deyişle Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü alanlara indirilmişti. Sahi Konar Göçerlerde böyle değilmiydi? Onlarda baharla birlikte Memleketimin bin bir çiçekli soğuk sulu yaylalarına göçerler, sonbaharla birlikte düze inerlerdi. Cihat Usta’da sonbaharla birlikte arılarını düze indirmiş, şimdi arıların ve arıların yaşam alanlarını olan kovanlarının bakımını yapmak için gitmiş olmalıydı. Öğrendiğim bu kısa bilgiden sonra, akşam için misafirlerime ikram edeceğim bal şerbeti için Polen Bal evinden, Cihat ustanın ayırmış olduğu paketini alarak eve doğru yol almaya başladım.
Köprü Başının Goca Göbeğini dönmeden kuş havuzları mevkiine geldiğimde, Kumrulara pusu kurmuş bir kedinin avcılığına şahitlik ettim. Av, avcı ve pusu. Bunlar avcılığının olmaz olmazları olmalıydı. Herkes nasibini ararken aynı zamanda birbirine de tuzak kuruyordu. Kumrularının tatlı bir koşuşturma içerisinde nasiplerini ararken, Kedi’nin de kendi karnını doyurmak için kuş’a pusu atması eşyanın tabiatına tamamen uygundu. İç güdüsel bir hareketle kuşları uçurdum ve oradan ayrıldım.
Sevgi Derneği bu akşam yine kalabalık günlerinden birisini yaşıyordu. Akşam namazını camide eda eyleyen üyeler derneğe gelmiş, ortam burcu burcu sohbet havası kokuyordu. Bense o sırada Polen Bal Evinden aldığım ballarla bal şerbeti hazırlamakla meşguldüm. Derken dernekte bir dalgalanma olduğunu hissettim. Çıkan seslere bakılırsa Ak Sakallı gelmişti. İçimde gizli bir sevinç belirdi. Hemen Mutfaktan çıkarak üyelerin oturduğu salona geçtim. Üyeler Ak Sakallıyı baş köşeye almışlar, onunla hemhal etmekle meşguldüler. Hemen selam verip hoş geldiniz efendim dedim. Ak Sakallı da selamımı alarak hoş bulduk evlad dedi.
Şöyle sağıma soluma bir baktığımda derneğin üyelerinin büyük bir çoğunluğunun gelmiş olduklarını farkettim. Hemen müsait bir yere kıvrılarak oturdum. Oturmamla birlikte Sait abi söze girdi. Hoş geldiniz, benim size özel bir sorum olacak, fikirlerinizi bizimle paylaşır mısınız dedi.
Ak Sakallı büyük bir memnuniyetle buyur güzel insan dedi. Sait Abi devamla, efendim, paylaşılmayan MİRAS bir işgal midir? Dedi.
Ak sakallı yine geri doğru bir yaslandı ve konuşmaya başladı.
Evet gençler hepinizin bildiği üzere ölüm hak miras helaldir. Bunu burada bulunanların bildiğine eminim. Öyleyse biz bu helal üzerinden yürüyelim. Konumuzu bu minvalde size anlatmaya çalışayım dedi.
Anne sevgisi, baba sevgisi, varsa eğer kardeş sevgisi. Bu sevgiler insanda doğuştan kazanılan bir sevgi çeşididir. Biz insanoğlu dünyaya gözümüzü açar açmaz aile yapısı içerisinde büyüdüğümüz için bu sevgilerle de birlikte büyürüz. Şimdi sizi biraz yoralım. Bir ailenin dört tane çocuğu olduğunu düşünelim. ( Bir çocuklu ailelerde miras mevzusunu biraz anlatacağım). Bu çocuklarda hangisi annesini babasını az sevmiş olabilir. Veyahutta bu anne baba hangi çocuğunu az sevmiş olabilir. Büyük çocuğumu, küçük kızımı, yoksa ortancayı mı veya hepsini mi. Gözlerinize bakınca anlıyorum ki, hepinizin cevabı hepsini ya da hepsi anne babasını. Pekî bu çocuklar büyüdü diyelim, birinci çocuk çalıştı çabaladı bir memur oldu, ikinci çocuk onu takip etti o da memur oldu, üçüncü çocuk hayır ben okumayacağım dedi esnaf oldu, Dördüncü çocukta başka birisiyle evlendi ve gitti. Günler su gibi akıp giderken mutluluk dolu günler geride kaldı ve evlenip giden ablamızın eşi vefat etti ablamız iki yetimiyle ortada kaldı. Sonra da evin babası vefat etti. Şimdi ne olacak diye bağrımıza taş basmayacağız elbet. Zira biz biliyoruz ki;”Külli nefsin zâikatü’l- mevt”, yani ” Her nefis ölümü tadacaktır” mealindeki ayeti kerime bize ölümü haber vermektedir. Ve biz Müslümanlar inancımız gereği ölümüze de dirimize sahip çıkıp, yaşam ile ölümü hiç aklımızdan çıkarmayız. Şimdi konuyu anlamayan var mı? Bakıyorum yok. Ölüm deyince herkesin irkildiğini görüyorum lakin ne demiştik; Sait hocanın sorusuna cevap verirken ne demiştik hatırlayın, ölüm hak. O zaman bize düşen nedir burada. Hakkı üstün tutup helale çevirmek ve haram katmayarak işgalden ve onun getirilerinden korumak. Ne demek istiyoruz burada. Gayet net, ölümün sıcaklığında, yüreklerin mahmurluğunda ve yumuşaklığın da miras derhal ve hemen pay edilmelidir. Zira bu saatten sonra paylaşılmayan miras bir işgal doğurur. Nedir bu işgal ”yetimin hakkını yeme işgali” Siz bana işgali sormuştunuz.Peki söyleyin bakalım geride kalan yetimlerin hakkını vermediğiniz ve gaspettiğiniz zaman diğerlerinin hakkını işgal etmiş olmuyor musunuz? Veyahutta o çocukluğunuzda çok sevdiğiniz ablanızın, abinizin hakkını gaspederken bir işgale çanak tutmuyormusunuz?
Ak sakallı gene sesini yükseltmişti, bir an göz göze geldik, sanki bana dudaklarımız kurudu Kadirciğim bir şerbet getir de; hem dilimiz tatlansın hem dudaklarımız ıslansın der gibiydi. Mesajı doğru algılamış olmalıyım ki; hemen yerimden bir TÜRK ASKERİ çevikliğinde zıplayıp mutfağa girdiğim gibi daha önceden hazırladığım şerbet sürahisini ve bardakları alıverip geldim. Ak Sakallı şöyle bana doğru yönünü döndü, sanki aferin der gibiydi.
Polen Bal Evinin ballarıyla yapılan şerbetler içildikten sonra, ortalıkta bir yumuşama oldu. Ak Sakallı sözünü tamamlamak istercesine; bir dakika gençler, Miras işgali çok önemli gençler, sizler akıllı insanlarsınız eminim benim ne anlatmak istediğimi anlamışsınızdır. Zira ben şöyle bakıyorum da sizler çok iyi birer dinleyicilersiniz. İnsan dinlemeden anlamayı bilemez.
Hâ bir konu eksik kaldı gibi, o da şu ki, Miras paylaşımının nasıl yapmalıyız. Gençler, kanunlar orada, her şeyi araştıran bizler bu konuyu da araştırmalı ve paylaşımın en güzelini yapmalıyız. Gençler işin kolayı bir çocuklu ailenin miras paylaşımıdır. Bu paylaşımda anlatacak bir şey yoktur. Oysa birden fazla çocuk ya da kardeş için, MİRAS PAYLAŞIMI yaparken şunu hiç aklımızdan çıkarmamalıyız. Paydaşlar olarak, önce karındaşız, sonrası ise belli arkadaşlar:”Mü’minler kardeştir”
Dernekte bir suskunluk oldu. Sanki herkes kafasında miras paylaştırıyordu. Herkes Şunu iyi anlamıştı.Miras paylaşımının önü ve sonu Müslüman olmaktan geçiyordu.

  • UYARI
  • Sistem 2 Farklı Yöntemle IP Numaranızı Kayıt Altına Almaktadır. Yasal Durumlarda Bu Kayıtlar Yetkili Mercilere Tarafımızdan Verilecektir. Lütfen Yorumlarınızı Buna Dikkat Ederek Yazınız.
  • Yorumla

ANKET

Sitemi nasıl buldunuz?

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz