ALASIRT’TAN ÖĞRETMENLER GÜNÜ MESAJI

ALASIRT’TAN ÖĞRETMENLER GÜNÜ MESAJI

Öğretmenevi’nde öğretmenlere çiçek..

Öğretmenevi’nde öğretmenlere çiçek..

  Jandarmanın arama yaptığı evden cephanelik çıktı

  Jandarmanın arama yaptığı evden cephanelik çıktı

bitkin halde bulunan puhu tedaviye alındı

bitkin halde bulunan puhu tedaviye alındı

ZABITADAN MİNİKLERE SÜRPRİZ ZİYARET

ZABITADAN MİNİKLERE SÜRPRİZ ZİYARET

    • 23 Ekim 2022 - 19:00:20

Şu koca dünya kapısı eskimeye yüz tutmuş bir viranedir. Neler gördü, neler geçirdi. Değişmeyen tek şey, insan. İnsan hep aynı insan. Bundan bin yıl önceki insanla günümüz insanı arasındaki temel fark dış görünüşte. Giyimimiz, kuşamımız, kullandığımız eşyalar değişti; ama özümüz değişmedi, bundan sonra da değişmeyecek. Bugün için bile birbirimizden bir farkımız yok. Dünyanın neresinde olursa olsun insan hep aynı insan. Rengimiz, dilimiz, cinsiyetimiz, makamımız, mevkiimiz ne olursa olsun; mutlu oluyor, üzülüyor, seviniyor, endişe duyuyoruz. Göz yaşımızın ve alın terimizin rengi yok. Hele çağları aşan, makam mevki tanımayan, bitmek tükenmek bilmeyen o ihtiras yok mu? Bu anlamda kimse kimseden üstün değil. Kimse kendisini diğer insanlardan ayrıcalıklı görmesin.

Bugünün insanı bir enteresan, kendisini dev aynasında görüyor. Kendisini dev aynasında gördüğü yetmezmiş gibi geride kalan bütün çağlara da tepeden bakıyor. Tabiri caizse 19. Yüzyıldan itibaren insanlık, ebeveynlerini küçümseyen ergen çocuk gibi davranıyor. Her şeyi kendisi biliyor. Binlerce yıllık birikimi yok sayıyor. Bu boş övünçten başka bir şey değil. Çünkü dünya eskisinden daha iyi bir durumda değil. Hatta diyebilirim ki çok daha kötü bir durumda. Bu yüzyılla ilgili tek övüncümüz teknoloji olabilir. Korkarım o da dünyanın sonunu getirecek. Teknoloji yaşantımızı kolaylaştırdı; ama hayatımızı daha karmaşık hale getirdi.

İnsanlık bu çağda yolunu kaybetti, karanlıkta kör ebe oynuyor. Nerede bir ses duysa bir umut diyerek oraya koşuyor. Ne yazık ki her defasında bir duvara çarpıyor. İnsanlık o duvardan bu duvara çarpıla çarpıla ağzı yüzü kan revan içinde kaldı. İnsanlık ne yapacağını bilemiyor. Gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi, şaşkın, hareketsiz.

Bunun sebebi modernizm. 21.yüzyılın hayat felsefesini şekillendiren şey modernizm olmuştur. “Ne efsunkar imişsin ah, ey didar- ı hürriyet. / Esiri aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten” diyen Namık Kemal ‘in dediği gibi bugünün insanı da modernizmin büyüsüne kapıldı, lüksün ve şatafatın esiri oldu. İnsanlar modern olmak için nelerden vazgeçti bir bilseniz. En başta geçmişinden vazgeçti. Geçmişi reddetti, küçümsedi. Şimdi dönüp geçmişe bakmaya yüzü yok, gururuna yediremiyor.

Bütün bu vazgeçmişliklerin sebebi eskisinden daha iyi olmaktı ama maalesef geldiğimiz nokta hiçte iç açıcı değil. Bu sadece mutsuz olan kişilerin değil, herkesin sorunu, öyle ki içinde bulunduğumuz durumdan hemen herkes şikâyetçi. Hiç kimse hayatından memnun değil. Buna zenginlerde dâhil.

Bugün maddi anlamda hemen her şeye sahibiz; ama huzurlu değiliz. Modernizm bize para pul, mal mülk, şöhret mutluluk getirecek, dedi; ama olmadı. Mutlu olamadığımız gibi huzurumuz da kaçtı. Bunun tek sebebi huzurun yerine mutluluğu tercih etmemiz olmuştur. Ne zaman ki huzurun yerine mutluluğu tercih ettik, işte o gün kaybettik.

Modernizmin insanlığa vaat ettiği mutluluk daha çok maddiyata dayanır, somuttur. Mutluluk elde etmekle kazanılacak bir şeydir. Bir şey elde ettiğinizde ev, araba aldığınızda ya da bir başarı kazandığınızda mutlu olursunuz. Mutluluk sonuç odaklıdır. Onun için sonuca giden her yol mubahtır. İnsan insanın dostu arkadaşı değil, rakibidir.

Ama huzur öyle değil. Huzur sonuç odaklı değil, süreç odaklıdır. Bir şeyi elde etmek için çalışırsın; ama olmazsa da üzülmezsin. Elinden geleni yapmışsındır; ama olmamıştır. Olsun. İlla ki olacak diye bir kural yok. Emeğin kendisi de kıymetlidir. Emek veren herkes saygıyı hak eder. İnsan insanın rakibi değil, eşi dostudur.

Onun içindir ki diyorum, vicdanı olan herkesin bu çağla bir sorunu olmalı. Bu çağın özellikle de modernizmin yalanlarla donatılmış anlayışını, felsefesini reddetmeli. Reddetmesi için de çok haklı nedenleri var. Çünkü insanlık gözlerimizin önünde yok ediliyor. İnsanlık modernizm tarafından katledilirken, cesetler sahile vururken vicdan sahibi insanların bu duruma seyirci kalmasını doğru bulmuyorum.

İnsanlar belli etmiyor, çünkü yenilgiyi kabullenmek çok zor, ama gizliden gizliye bazen de alenen geçmişe özlem duyuyor. Eskiden bahsederken insanların gözünün içine bir bakın, ışıl ışıl. Adeta huzurun ışıltısı parlıyor. İnsan geçmişi özlemeye başlamışsa modernizmin duvarlarında bir gedik açılmış demektir. Açılan o gedikten içeri dolan huzurun esintisini hisseder gibiyim. Haydi hayırlısı.

  • UYARI
  • Sistem 2 Farklı Yöntemle IP Numaranızı Kayıt Altına Almaktadır. Yasal Durumlarda Bu Kayıtlar Yetkili Mercilere Tarafımızdan Verilecektir. Lütfen Yorumlarınızı Buna Dikkat Ederek Yazınız.
  • Yorumla

ANKET

Sitemi nasıl buldunuz?

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz