MERT YILMAZ HUKUK VE DANIŞMANLIK BÜROSU DULARLA HİZMETE GİRDİ

MERT YILMAZ HUKUK VE DANIŞMANLIK BÜROSU DULARLA HİZMETE GİRDİ

Serinlemek için çaya giren çocuk boğuldu

Serinlemek için çaya giren çocuk boğuldu

AVUKAT KAAN TÜYLÜ’NÜN MUHTEŞEM DÜĞÜN TÖRENİ 

AVUKAT KAAN TÜYLÜ’NÜN MUHTEŞEM DÜĞÜN TÖRENİ 

GENÇ GİRİŞİMCİ FISTIK EZMESİ ÜRETMEYE BAŞLADI

GENÇ GİRİŞİMCİ FISTIK EZMESİ ÜRETMEYE BAŞLADI

Mehmetli Beldesinde Kanalizasyon Hattına İlk Kazma Vuruld

Mehmetli Beldesinde Kanalizasyon Hattına İlk Kazma Vuruld

    • 17 Mayıs 2022 - 08:13:55

Bu yazıyı okuyanların büyük bir kısmı bana kızacak ya da en azından sitem edecekler. Haklılar, çünkü bende kendime kızıyorum. Büyük bir fırsatı kaçırmanın üzüntüsü içindeyim. Nisan yağmurlarından yeterince faydalanamamanın üzüntüsü bu. Nisan yağmurları Nisan ayının ikinci haftası başlayıp, Mayıs ayının 13’üne kadarki süreyi kapsayan dönemde yağan yağmurlara denir. Yani bu günler nisan yağmurlarının son günleri. Ya bitmiş ya da bitmek üzere. Son demler.
Hemen hemen hepimiz nisan yağmurlarının ne kadar faydalı olduğunu biliriz. Peki, ondan yeterince faydalanır mıyız? Kıymetini bilenler biliyor ve yeterince faydalanıyor ama maalesef büyük çoğunluğumuz bilsek de önemsemiyor, dolaysıyla da yeterince faydalanamıyoruz. Yağmur rahmettir, berekettir. Nisan yağmuru rahmetin, bereketin yanında aynı zamanda da şifa kaynağıdır. Böyle olduğunu bilmeyen yok gibidir. Hepimizin çocukluğundan itibaren zihinsel kodlarına bu kadim bilgiler yerleşmiştir. Yani öyle ya da böyle bir şekilde bu kadim bilgiye sahibiz. Biliriz ama fazla önemsemeyiz. Çünkü modernizm, kadim bilgileri itibarsızlaştırarak elimizden aldı. Modernizm, bu bilgileri bize önemsizmiş ve efsaneymiş gibi sundu.
Nisan yağmurları da bu anlayıştan nasibini aldı. Bugün yeterince kıymeti bilinmiyor. Bugün için önemsemediğimiz, es geçtiğimiz nisan yağmurlarının modernizmin temel dayanağı sayılan bilimsel araştırmalara göre de gerçekten şifa kaynağı olduğu anlaşılmıştır. Yapılan bilimsel araştırmalar bu hakikati gün yüzene çıkarmıştır. Peygamber Efendimiz(sav) hadislerinde nisan yağmurlarının ne kadar faydalı olduğunu vurgulamıştır.
Nisan yağmurları efsanelere konu olmuştur. Bu efsaneler ki şairlere ilham kaynağı olmuş, dizelerde ilmek ilmek hayat bulmuştur.
“Halkın isti’dâduna vâ-bestedür âsâr-ı feyz,
Ebr-i nîsandan sadef, dürdâne; ef’î, sem kapar.”
“Feyz-i ilâhînin eserleri, halkın istîdâdına, gönül durumuna ve kabiliyetlerine bağlıdır. Nisan yağmuru; sedefe düştüğünde inci, yılanın ağzına düştüğünde ise zehir olur.” (alıntı)
Bu şiirde bahsedildiğine göre inci ve yılan zehri oluşumunu nisan yağmurlarına borçludur. Efsaneye göre denizin dibinde kendi halinde yaşayıp giden istiridye için için de diğer balıkları kıskanırmış. Onlar hareket ederlerken kendisi öylece dururmuş. Nisan ayında yağmurlarla birlikte karaya çıkar, sahilde nisan yağmurlarını beklermiş. Nisan yağmuru yağdığında ağzını açarmış. Ağzından içeri nisan yağmuru girerken sahile düşen yağmur tanesi kum tanesini de ağzına girdirirmiş. Denize geri dönen istiridye, gel zaman git zaman karnındaki kum tanesinden rahatsız olurmuş. Bu acıyı bastırmak için salgıladığı enzimler kum tanesinin etrafını sararmış. Böylece kum tanesi inciye dönüşürmüş. Acı içinde kıvranan istiridye farkında olmadan içinde bir inci büyütürmüş. En güzel inciler yıllarca istiridye içinde kalan incilermiş. Acı ne kadar uzun sürerse kum tanesi o kadar güzel inciye dönüşür. Yani kim derdi ki paha biçilemez inciler uzun yıllar süren acının meyvesidir. İnsan da öyle değil midir? Dünya da paha biçilmez değerdeki insanları ne acılar yoğurmuştur.
Ama efsaneye göre aynı nisan yağmuru ölümcül bir zehrinde sebebidir. Yılan zehrinin. Aylarca yer altında yatan yılanlar kış uykusundan uyanıp yeryüzüne yayıldıklarında başlayan nisan yağmurlarından içermiş. Ağza dolan nisan yağmuru damlası, yılan için gerekli olan zehre dönüşürmüş. Her şey zıddı ile kaimdir. Acıdan inci, zevkten zehir doğabiliyor.
Nisan yağmuru bolluğun, bereketin, sağlığın, şifanın sebebidir. Nisan yağmuru özlenendir, beklenendir. Büyük bir özlemle beklenen nisan yağmurları, içinde biraz da korku ve ürperti barındırır. Afet. Gün olur bereket olan nisan yağmurları, dolu olur, afete dönüşebilir. Bütün emeller, umutlar bir anda yerle yeksan olabilir. Özellikle çiftçi olanlar bu korkuyu iliklerine kadar hissederler. Her şeyin pamuk ipliğine bağlı olduğunu bildiklerinden acz ve teslimiyet içerisindedirler. Bolluğun, bereketin, şifanın sebebi nisan yağmuru, aczin ve teslimiyetin de zirvesidir.
Süreç ve sebepler önemli olmakla beraber neticenin ne olacağını kimse bilemez. Onun için görünene değil, görünenin ötesine de bakmasını bilmeliyiz. Biz farkında değiliz ama hayat bizleri bir şeylere hazırlıyordur. Onu da ancak Allah(cc) bilir.

  • UYARI
  • Sistem 2 Farklı Yöntemle IP Numaranızı Kayıt Altına Almaktadır. Yasal Durumlarda Bu Kayıtlar Yetkili Mercilere Tarafımızdan Verilecektir. Lütfen Yorumlarınızı Buna Dikkat Ederek Yazınız.
  • Yorumla

ANKET

Sitemi nasıl buldunuz?

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz