İŞGALLER ÜZERİNE-28

İŞGALLER ÜZERİNE-28

İYİLİĞİN MASUMİYETİNE GÖSTERİŞİN GÖLGESİ DÜŞMESİN…

İYİLİĞİN MASUMİYETİNE GÖSTERİŞİN GÖLGESİ DÜŞMESİN…

KAYMAKAM AHMET ARIK BAŞKANLIĞINDA  COVİD-19 DENETİMLERİ DEVAM EDİYOR

KAYMAKAM AHMET ARIK BAŞKANLIĞINDA COVİD-19 DENETİMLERİ DEVAM EDİYOR

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı görevine Derya Yanık atandı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı görevine Derya Yanık atandı

AK PARTİ İLÇE TEŞKİLATINDAN ŞEHİT AİLELERİNE ZİYARET

AK PARTİ İLÇE TEŞKİLATINDAN ŞEHİT AİLELERİNE ZİYARET

    • 11 Mart 2021 - 19:11:56

MEZAR TAŞLARI YALAN SÖYLÜYOR.
Havanın açıkla kapalı arası olduğu bir günde Kadirli’de evde otururken içimize bir his doğdu. Şöyle ki Kadirciğim, evde boş boş oturacağına hem biraz çık gez, hem de biraz hava almış olursun, belki de yolda rastladığın birkaç kişiye denk gelir selamlaşıp sohbet edersin. Bu hisler içerisinde, tıpkı Milletimin fikirleri gibi yönümü batıya çevirip, kendi kendime bir rota çizerek, Sumbas yolundan Reşadiye tarafına dönüp yarım kalan çevre yolundan yürüyerek Kadirli Otogarı istikametinden gene geri Kadirli istikametine dönüp köprübaşı kuş havuzları mevkisinden bir U çizerek eve gelecektim. Yürüyüşe çıkmadan önce aklımdan geçen ve kafamda tasarladığım plan alenen böyleydi. Zira bu sıralar arada bir doktorların on bin adım benimse on kilometre dediğim yürüyüşlere de merak sarmıştım. Arada bir kendime göre böyle değişik istikamet planları yaparak yürüyüşlere çıkıyordum.
Kafamda tasarladığım bu plan dahilinde yola çıktım. Adana yolunda işgal edilmiş kaldırımlar ile ana yolun uygun kısımlarından yürüyerek Şehrin tam ortasında kalan Sumbas yoluna girdim. Bu sırada hava biraz daha bozmaya başlamıştı. İçimden yağmur yağarsa yağsın, bende bir mezarlıkta durur, hem bu mezarlıkta yatan rahmetlilere dua okur hem de tefekkür ederim diyorum. Turpçulara giden yoldan ayrılıp Sumbas yoluna döndüğümde yağmur çilenmeye başlamıştı. Bu çilenti gayet güzel duruyordu ki, tam BİNBOĞA tarafından Sumbas yoluna dönecekken yağmur birden bastırıverdi. Kendimi yol kenarında bulunan mezarlığa zor attım. Hemen uygun bir ağacın dibine oturdum. Yağmur güzel yağıyordu şimşek olayı olmadığı için ürkütücü bir hâl de mevcut değildi. Bu sırada ben duygulanmış ve ağlıyordum, yağmur yağıyordu, Benim ağlamamın şiddeti arttıkça sanki yağmurun da şiddeti artıyordu. Mezarlıktaki dut ağacının altında öylece kalakalmıştım. Bir tarafta bana bakan fakat yalan söyleyen mezar taşları, bir tarafta ağlayan ben, bir tarafta ise yağan yağmur. Ortadaki gerçek ise gayet berrak ve net: Ben ağladıkça rahatlıyorum, yağmur bana yardım ediyor. Oysa mezar taşlarında değişen bir durum yok. Ben ağladıkça rahatlarken, ben ağladıkça ruhum huzur ararken, mezar taşları yalancılığından hiçbir şey kaybetmiyor. Sonra düşündüm kendi kendime, Bu mezar taşlarının yalancılığı nereden geliyor diye. Bu kadar acıyı gizlemenin bir yolu olmalı. Bu mezar taşlarındaki yazılar tamamen bir yalancılık dedim. Aceba mezar taşlarını yapan ve üzerine yazı yazanlar mı yalancıydı, yoksa mezar taşları mı? Yok yok mezar taşlarını yapanların bir suçu yoktu. Bu güzel insanlar evlerine ekmek götürmek adına kendilerine ne söylenirse büyük bir özenli yaptıkları mezar taşlarına bu yazıları yazıyorlardı. Dedim ki içimden yalancı olan mezar taşlarının ta kendisidir. Artık buna kesinlikle emindim. Ve şöyle düşündüm. İki satıra sığdırılan bu ömür nasıl yaşanmıştı. Herşeyi ALİ OĞLU VELİ DT…,ÖT..Ruhuna el FATİHA şeklinde beyaz mermerde görmek hiç hoşuma gitmemişti. Ve dedim ki bu kısacık yazı ne kadar da acı bir yazı. Hayat bu kadar kısa mı yahu. Koskaca yaşanmış bir hayatın iki puntoyla anılması ne kadar acı. Gerçi Kadirli tarihinin yetiştirdiği en büyük halk ozanlarından Rahmetli Aşık Adulvahap Kocaman da bir dizesinin sonunda ”AKİBETİN İKİ MEZAR TAŞINDAN İBARET”demişti. Rahmetli hayatı tarif etmişti etmeye lakin, ben de şimdi bu mezar taşlarına takılmıştım. Akılımda bir sürü soru vardı. Şimdi okuduğum mezar taşında yazan ALİ OĞLU VELİ DT…, ÖT… yazan şahıs kimdi diye düşünmeye başlamıştım.
Kimdi bu Ali oğlu Veli, nerede doğmuş, Annesi kimdi kimlerdendi. Çocukluğu nerede geçmiş, hangi oyunları oynamıştı. Anasından sonra en çok sevdiği kadın kimdi? En çok hangi arkadaşını sevmişti. Neler hissetmişti gençlik çağında. Ne yemiş ne içmişti. İlk aşkıyla mı evlenmişti, yoksa flört üstüne flört yaşamış en sonunda bir kötüye mi düşmüştü. Çocukları olmuşmuydu, olmuşsa kim ya da kimlerdi. Olmuşsa Onları nasıl büyütmüştü, yaşadığı hayat nasıl bir hayattı. Kuru soğana mı muhtaç tı, yoksa sofrasından kuş sütü hiç eksik olmamışmıydı. Devrin hangi iktidarlarını görmüş, siyasi yelpazenin hangi kanadında yer almıştı. Ya da tarafsızlığını muhafaza edemeyen bir tarafsızmıydı. Mesela hangi futbol takımını tutar, hangi rengi daha çok severdi. Kendine ait beğendiği kendisini ifade eden bir türküsü varmıydı.
Namazlı abdestli birisimiydi, Kuran okumayı biliyormuydu. Ya da başka bir şey. Mesleği neydi bu adamcağızın. Bak bak yoksa avaremiydi. Kitap okumayı severmiydi. Hayırsevermiydi. Yoksa zalımın birisimiydi. Mesela tatlılardan neyi severdi. Tereyağını yufka ekmeğe sarıp yanında üç beş yeşil soğan ve sarımsak ile gatıklı çorba içmişmiydi. Belki de gurbette yaşamış gurbette ölmüştü. Sakalına aklar düşmüymüydü. Bu adam kimdi. Kimdi bu adam diye öylece düşünüp duruyordum. Yağmur dinmiş, hava yükselmeye başlamış fakat benim zihnimdeki bu sorular cevap bulamamıştı. Lakin bildiğim bir şey vardı. Bu da mezar taşlarının yalan söylediğiydi. Çünkü yaşanmış bir ömür D.T.-Ö.T. harfleri ve bu harflerin yanına konulan rakamlardan ibaret olamazdı.
Sonra dedim kendi kendime, bizde iyisiyle kötüsüyle bir hayat yaşıyoruz. Bizim mezar taşlarımız da böyle yalan mı yazacak. Sonra da insanın bilinen bir mezarının ve mezar taşlarının olması ne güzel dedim. Ve bir Fatiha daha bağışlayarak ayrıldım bu mezarlıktan.

  • UYARI
  • Sistem 2 Farklı Yöntemle IP Numaranızı Kayıt Altına Almaktadır. Yasal Durumlarda Bu Kayıtlar Yetkili Mercilere Tarafımızdan Verilecektir. Lütfen Yorumlarınızı Buna Dikkat Ederek Yazınız.
  • Yorumla

ANKET

Sitemi nasıl buldunuz?

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz