YILIN ÖĞRETMENİ SUMBAS’TAN OSMANİYE’Yİ ANKARADA TEMSİL EDECEK

YILIN ÖĞRETMENİ SUMBAS’TAN OSMANİYE’Yİ ANKARADA TEMSİL EDECEK

KAYMAKAM AHMET ARIK’IN  ÖĞRETMENLER GÜNÜ MESAJI

KAYMAKAM AHMET ARIK’IN ÖĞRETMENLER GÜNÜ MESAJI

DURMUŞOĞLU “MESLEKLERİNİ SEVGİ VE ÖZVERİYLE GÖREVİNİ YERİNE GETİREN ÖĞRETMENLERİMİZİN GÜNÜNÜ KUTLUYORUM”

DURMUŞOĞLU “MESLEKLERİNİ SEVGİ VE ÖZVERİYLE GÖREVİNİ YERİNE GETİREN ÖĞRETMENLERİMİZİN GÜNÜNÜ KUTLUYORUM”

BAŞKAN TARHAN “ YAPILANDIRMA YASASINDAN VATANDAŞLARIMIZ YARALANABİLİR”

BAŞKAN TARHAN “ YAPILANDIRMA YASASINDAN VATANDAŞLARIMIZ YARALANABİLİR”

İLK AŞKIM BABAM…

İLK AŞKIM BABAM…

İŞGALLER ÜZERİNE -2
    • 22 Ekim 2020 - 21:44:05


Gerçi ayrılık kelimesini, uzak kelimesini, veda kelimesini hiç sevmiyordum. Elveda şeklinde başlayan ayrılıklara karşı içimde tarifsiz hezeyanlar vardır. Birisi Elveda dedi mi ciğerim tââ yerinden sökülür, nedense hep ağlayasım gelirdi. Belki bu ağlama isteği,gördüğüm ve yaşadığım vedalardan ayrılıklardan olabilirdi.
Şimdi ise yakın bir zaman dilimine kadar tanımadığım bir adam bana ayrılıktan söz ediyordu. Hem de en yakınımdan ayrılık. Ben telefonumu yanımda taşıdığım kadar kimseyi yanımda taşımamıştım. Onsuz bir hayat saçma, yavan, boş, anlamsız ya da başka bir deyişle yokluktu. Aç yatabilirdim, kimseleri görmeden günlerce yaşayabilirdim. Elbiselerim de olmayabilirdi
Fakat telefonumu görmeden, onsuz yaşamayı hayâl bile edemiyordum. Çünkü yıllardır onunla yaşamış, onu hiç elimden düşürmemiş, tıpkı zehrini yaka cebinde taşıyan bir sigara tiryakisi gibi onu hep döş cebimde, hem de kendisi kadar pahalı kılıfların içerisinde taşımıştım. Allah göstermesin ya ekranına bir şey olursa, ya kazara düşürürsem diye, telefonuma en iyi korunan devlet başkanlarından bile daha iyi koruma sağlamıştım. Telefon, telefon Allah’ım ne kadar güzel bir kelime. Telefonsuz yaşanır mıymış.
Tam da yeri gelmişken beni derinden etkileyen kısa, fakat anlamlı ve yaşanmış bir telefon hikayesi vardır. Bilmeyenler için kısaca anlatmak isterim.
Anadolu’da evde kalmak diye genellikle kız çocukları için kullanılan bir deyim vardır. İşte bu hikayenin kahramanı da 40 yaşlarına gelmiş bir kardeşimizdir. Kariyer peşinde koşmuş, bu koşuşturma esnasında hayatı telefonla iç içe geçmiş ve bu koşuşturma sırasında evliliği unutmuş bir kardeşimiz. Bununla beraber bu kardeşimizin onu her daim evlendirmek isteyen bir sevimli mi sevimli bir annesi vardır.
Zaman su gibi akıp geçerken yoğun çabalar sonucu bir damat adayı bulunur. Fakat kızımızın telefon bağımlılığı bir türlü geçmek bilmez. Bütün buluşmaların çoğu zaman diliminde kızımız vaktini telefona bakarak geçirmektedir, gözü hep telefonda. Bir dıt mesaj geldi. Bir dıt, beğeni geldi. Bu buluşmaların birisinde damat adayımız dayanamayarak;
-Ya ben, ya telefonun restini çekmiş. Çekmiş çekmesine de keşke bu resti çekmeseymiş.
-Aa demiş kız sende kim oluyorsun, ben şimdiye kadar sensiz yaşadım bundan sonra da yaşarım fakat telefonsuz asla.
Zaten zorla evliliğe ikna edilen bu çiftimizin evlenmek hayali başlamadan bitmiş ve sizin anlayacağınız bir anda küp küllük kırılıvermiş.
Bence telefonun hayatta ki yerini anlatan anlamlı ve trajikomik bir hikaye. Ne kadar anlamlı ve trajikomik olsa da sonunda beni etkileyen ayrılık.
Ve bu ayrılıkları sevmeyen ben için, az önce tanıdığım Ak Sakallı bir ihtiyar,
-Evlad, telefonun yanında olmayacak, dedi yani telefonundan ayrılacaksın.
Bu karmakarışık duygular içerisinde, Ak sakallı ihtiyarın sorusuna ne cevap vermeliyim.
Telefon mu? Yoksa sohbet mi? Bu kararsızlık ta çok kötü canıım.

  • UYARI
  • Sistem 2 Farklı Yöntemle IP Numaranızı Kayıt Altına Almaktadır. Yasal Durumlarda Bu Kayıtlar Yetkili Mercilere Tarafımızdan Verilecektir. Lütfen Yorumlarınızı Buna Dikkat Ederek Yazınız.
  • Yorumla

ANKET

Sitemi nasıl buldunuz?

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz