İŞGALLER ÜZERİNE -3

İŞGALLER ÜZERİNE -3

DURMUŞOĞLU ‘VATANIMIZA OLAN HİZMET AŞKIMIZ ARTARAK SÜRECEKTİR’

DURMUŞOĞLU ‘VATANIMIZA OLAN HİZMET AŞKIMIZ ARTARAK SÜRECEKTİR’

KADİRLİ’YE  GİRİŞLERDE 14 GÜN KARANTİNA ŞARTI KARARI

KADİRLİ’YE GİRİŞLERDE 14 GÜN KARANTİNA ŞARTI KARARI

GAZETECİLER YEMEKTE BULUŞTU

GAZETECİLER YEMEKTE BULUŞTU

BAŞKAN TARHAN “CUMHURİYET YENİDEN DİRİLİŞİN SİMGESİDİR”

BAŞKAN TARHAN “CUMHURİYET YENİDEN DİRİLİŞİN SİMGESİDİR”

AVRUPANIN ZİHİNSEL KODLARI
    • 13 Ekim 2020 - 20:45:15


Bir önceki yazımda Batı medeniyetinin insanlık için kurtuluş olamayacağını yazmıştım. Sebebine gelince. Zihinsel alt yapılarında yatmaktadır. Zihni alt yapıları iyi incelendiğinde bugünün Batı dünyasının zihni kodlarına ulaşırız. Helenistik Yunan döneminde temelleri atılan dünya görüşü Roma ile dünyaya yayılmış ve bugüne miras bırakmıştır. Eflatun ve öğrencisi Aristo’nun sistematik haline getirdiği bu zihniyet hale bütün canlılığı ile varlığını sürdürmektedir.
Aristo mantığına göre toplum üç kategoriden meydana gelmektedir. Altın, gümüş, bronz. Altın grup süper seçkinler yani yöneticiler. Buraya herkes giremez. Doğuştan gelen bir ayrıcalıktır. Gümüş güvenlik güçleri yani askerlerdir. Devleti iç ve dış düşmanlardan korumakla görevlendirilmişlerdir. Bir de bronz var ki bu da en alt sınıf köylüler ve işçilerdir. Eflatun’un deyimiyle sürüler. Köleler bu grupların hiçbir yerinde yoktur.
Kölelik konusunda Aristo şöyle yazar: “İşleri bedenlerinin kullanımından ibaret kalan ve kendilerinden daha iyi bir şey beklenmeyecek olanlar doğadan köledir. Doğadan köle bir başkasına bağlı olabilen, dolayısıyla da bağlı olan ve akıl yürütme yetisinden anlayacak kadar pay alan, ama ona sahip olacak kadar pay almayan bir kimsedir. Öteki hayvanlar, sahiplerine akıllarını işleterek değil, söz dinleyerek hizmet ederler. Kölelerin kullanılması da, evcil hayvanlarınkinden hiç ayrılmaz; biz her ikisinden de bedensel gereksinimlerimizin giderilmesinde yararlanırız. Bu durumda doğa özgür kişiler ile kölelerin bedenlerini ayrı ayrı yapmayı amaçlamıştır: Köleler zorunlu kol işleri için yeterince güçlü, özgür kişiler ise bu çeşit işlere yarayamayacak biçimde dimdik, ama bir devlet yurttaşının yaşamı için, savaşla barış arasında bölünen bir yaşam için pek uygun olarak yaratılmıştır… Öyleyse, apaçık, doğadan bazıları özgür bazılarıysa köledir ve bunlar için kölelik etmek hem doğru hem de uygundur.” Aristo’ya göre köleler, özgür olmadıkları için mutluluktan da pay alamazlar.
Ona göre Yunanlılar köle olamazlar. Ona göre kölelik doğal bir şeydir. Doğa yasası gereği. İşte sakat ve vahim olan düzen burada başlıyor. Kendilerine bir ayrıcalık tanıyarak. Devletin birinci göre ahlak ve entelektüel ihtiyacı karışılmaktır. Ama bu ihtiyaç sadece yunan olanların hakkıdır. Köle olanlar mutlu olmayı hak etmiyorlardır. Öyle ki köleler sporlara canlı hedef olarak bile kullanılabiliyordu. Bir köle bu şartlarda en fazla 20 yaşına kadar yaşayabilmektedir.
Bütün toplum üzerinde seçkinler büyük bir tasarruf hakkı sahiptir. Öyle ki sağlam bir nesil oluşturabilmek adına sakat doğmuş, ya da zayıf bünyeli bebekler dağ başlarında ölüme terk edilmektedir. Asker sınıf için aile kavramı söz konusu değil. Evlenmeleri ve yuva kurmaları yasak. Savaş galibi asker istediği kadınla birlikte olabilir. Çocuğun babası belli değil. Çocuk doğduğunda anneden alınır ve devlet tarafından yetiştirilir.
Ama yunan felsefesi incelendiğinde karşımıza idealize edilmiş bambaşka bir yalanlar manzumesi çıkar. Roma Helenistik dönemden aldığı seçkinler hukukunu kendi medeniyetinin merkezine oturttu. Oradan da bugünkü batı medeniyetine geçti. Yani diyebiliriz ki aynı seçkinci vahşi zihniyet batı Avrupa da yaşamaya devam etmektedir.
Avrupalılar dünyayı Avrupalılar ve diğerleri şeklinde kategorize ettiler. İnsan hakları, özgürlük, demokrasi, ahlak, entelektüel yaşam, mutluluk gibi idealize edilmiş yaşam biçimi kendi toplumları için gerekli. Kendi toplumları dışındaki insanlar bütün bunları hak etmediği gibi en temel hak olan yaşama hakkını bile kendilerine borçludur. Tıpkı Roma arenasında özgürlüğü için savaşan köle gladyatörlerin yaşamak için Romalıların parmaklarına bağlı olduğu gibi. Zafer kazanan gladyatör yerde yatan zavallı köleyi öldürmek için Romalıların emrini bekler. Kendi özgürlüğü için. O da garanti değil, Romalının insafına kalmış.
Batılıların girdikleri her yeri yangın yerine çeviren vahşi tutumlarının altında bu bozuk zihniyet yatmaktadır. Asıl ironi, bütün bu vahşi düzenin kurucuları kendileri olmasına rağmen özgürlükleri için savaşan zavallı kölelerin vahşi gösterilmesidir.MEMDUH ERGİN-EĞİTİMCİ-YAZAR

  • UYARI
  • Sistem 2 Farklı Yöntemle IP Numaranızı Kayıt Altına Almaktadır. Yasal Durumlarda Bu Kayıtlar Yetkili Mercilere Tarafımızdan Verilecektir. Lütfen Yorumlarınızı Buna Dikkat Ederek Yazınız.
  • Yorumla

ANKET

Sitemi nasıl buldunuz?

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz