İŞGALLER ÜZERİNE-28

İŞGALLER ÜZERİNE-28

İYİLİĞİN MASUMİYETİNE GÖSTERİŞİN GÖLGESİ DÜŞMESİN…

İYİLİĞİN MASUMİYETİNE GÖSTERİŞİN GÖLGESİ DÜŞMESİN…

KAYMAKAM AHMET ARIK BAŞKANLIĞINDA  COVİD-19 DENETİMLERİ DEVAM EDİYOR

KAYMAKAM AHMET ARIK BAŞKANLIĞINDA COVİD-19 DENETİMLERİ DEVAM EDİYOR

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı görevine Derya Yanık atandı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı görevine Derya Yanık atandı

AK PARTİ İLÇE TEŞKİLATINDAN ŞEHİT AİLELERİNE ZİYARET

AK PARTİ İLÇE TEŞKİLATINDAN ŞEHİT AİLELERİNE ZİYARET

    • 22 Mart 2021 - 20:54:44


“Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünya da eşi?” Akif’in ifadesi ile eşi ve benzeri olmayan Çanakkale Zaferinin yıl dönümünü kutlayacağız. Bu zafer milletimizin tarihinde yıllardır altın bir sayfa olarak parlamakta. Aylarca süren deniz ve kara savaşlarında yüz binlerce insanımızı memleketimizin yüreğine gömdük. Dünyaya meydan okuduk, Allah’ın lütfüyle büyük bir zafer kazandık, ama bıraktığı acılar uzun yıllar hatıramızdan silinmedi. Öyle ki üzerine kahramanlık şiirleri yazdık, türküler söyledik, ağıtlar yaktık. Ama yürek yangınımız dinmedi. Yaşanan acıları dindiren tek tesellimiz yüce adanmışlığımız oldu. Vatana adanmış kınalı kuzular annelerinin içine akan gözyaşları eşliğinde cepheye yürürken arkalarından ağıtlar yakıldı.
“Hey onbeşli onbeşli
Tokat yolları taşlı
Onbeşliler gidiyor
Kızların gözü yaşlı”
Yukarıdaki dizeler “Hey on beşli on beşli” türküsünden alınmıştır. Genellikle oyun havası olarak bilinir. Mutlu zamanlarımızda ya da mutlu olmak istediğimizde dinler, neşeleniriz. Ama o bir ağıttır. Çanakkale’de savaşacak asker azalınca 15 ile 19 yaş arasında eli silah tutan çocuklarda askere alınır. Bu ağıtta onların anısına yakılmıştır. Bu türküyü oyun yaşındaki çocuklara ölümü yakıştıramadığımız için olsa gerek, ağıt olarak değil, oyun havasında çalarız.
Millet olmak bedel ödemeyi gerektirir ve bu millet Çanakkale’de yediden yetmişe her kesimden bedel ödemiştir. Çanakkale’de şehit düşen askerlerimizin yaş ortalaması çok düşüktür, özellikle çocuk yaşlarda şehit düşenler bir hayli fazladır. Koca yürekli çocuklar, daha 15 yaşında bu memleketin bütün sorumluluğunu yüklendiler. Bu cennet vatan bizlere o neslin mirasıdır. Normalde yetişkinler çocuklarına memleket miras bırakırken biz çocuklarımızdan miras aldık bu cennet vatanı. Ama ne nesil? Mehmet Akif’i “Asım’ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek.” diye gururlandıran gençlik işte bu gençlik. Daha on beşinde omuzlarında bir tarihin ağır yükünü taşıyan gençlik. Akif’in Safahat’ında uzun uzun özelliklerinden bahsettiği Asım’ın nesli Çanakkale’de destan yazmıştır. Asım’ın nesli İslamiyet ile yoğrulmuş, vatansever, bilgili, idealist, hakkı ve hakikati savunan, iman ile ilmi birlikte cem etmiş, çalışkan, uyanık, basiretlidir. Fedakârdır, zorluklardan kaçmaz.
Bu milletin varlığı bu neslin varlığına bağlıdır. Bir hilal uğruna ölümü göze alan, güneş gibi ışıl ışıl parlayan bir gençlik. Gençlerimizi bu idealle yetiştirmeliyiz. Oysa bu topraklarda hep iki neslin çatışmasına tanıklık ederiz. Birisi Akif gibi milli ve manevi değerlerle hemhal olmuş Asım’ın nesli, diğeri tamamıyla batılı değer yargıları ile yetişmiş, dini hassasiyeti olmayan, pozitivist, bilimin rehberliğinde yetişen Tevfik Fikret’in Haluk’u.
Tanzimat’tan günümüze kadar ki medeniyet yolculuğumuz iyi incelendiğinde Batı medeniyeti anlayışına göre yetişmiş, sözüm ona kendilerini aydın olarak gören bir kesim içinden bozulmadan kalabilen kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bu memlekette fikirleri, zihinleri kirlenmiş aydın müsveddeleri türemiştir. Kendi halkını tanımayan, kendi halkına tepeden bakan, üstenci bir zihniyetle karşı karşıyayız. Onlara göre aydın olmamanın ilk yolu din ile milli ve manevi değerlerin ile arana mesafe koymaktan geçer. Mesela siz bu memlekette Mehmet Akif için entelektüel, aydın bir yazar, şair benzetmesini duydunuz mu? Duyamazsınız. Çünkü din ile milli ve manevi değerleri ile bağlantısı olan her kim olursa olsun aydın olamaz. Aydın olabilmek için Avrupai değerlerle bezenmiş olunmalıdır. Onların kıblesi batı’dır.
Onlara göre din özgür düşünceye engeldir. Etiketlemede ve yaftalamada değme yobazlar ellerine su dökemezler. Kendileri gibi düşünmeyenleri, hele karşı koyma cesareti gösterenleri en ağır ithamlarla yaftalamakta mahirdirler. İlim düşmanı, özgürlük düşmanı, geri kafalı yobazlar yaftası yemeye hazır olun. İlime, bilime, özgür düşünceye biat etmeyen sizi gidi yobaz biatciler sizi.
Oysa onların hiçbir erdemleri yoktur. Bir idealleri yoktur. Kendilerinden başkasını düşünmezler. Üstelik ilk fırsatta menfaatleri için ülkelerini satmaya hazırdırlar. Haindirler. Yaptıkları her türlü davranışa da kendilerince bir bahaneleri vardır. Yüksek sesle bağırıp insanları küçümseyerek sindirmeyi erdem sanırlar. Kendilerini üstün görürler, halkı küçümserler. Oysa beğenmedikleri, küçük gördükleri Anadolu insanının içinden hain çıkmaz, korkak çıkmaz. Bakmayın onların seslerinin çok çıktığına aslında çok korkaktırlar. Onlara kalmış olsaydık inanın Çanakkale’de boğulup giderdik.
Kendinizi o kadar da önemsemeyin. Sizin kendinizi önemsediğiniz kadar bu millet sizi önemsemiyor. Şunu unutmayın, Çanakkale’de düşmanına bile insanlık dersi veren Asım’ın neslinin engin hoşgörüsü size gülüp geçiyor. Bu milletle ünsiyet bağı kuramayanlar bu millet adına değer üretmezler. Eğer millet adına bir değer üretemiyorsanız ki, üretemiyorsunuz, o zaman aydınım diye geçinmeyeceksiniz. Sizden olsa olsa aydın bozuntusu olur. Çakma aydınlarında bu memlekete hainlikten başka verebilecek bir maharetleri yoktur.

  • UYARI
  • Sistem 2 Farklı Yöntemle IP Numaranızı Kayıt Altına Almaktadır. Yasal Durumlarda Bu Kayıtlar Yetkili Mercilere Tarafımızdan Verilecektir. Lütfen Yorumlarınızı Buna Dikkat Ederek Yazınız.
  • Yorumla

ANKET

Sitemi nasıl buldunuz?

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz